Messenger’da Aktif Olduğu Halde Neden Gözükmüyor? Psikolojik Bir Mercekten Bakış
Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: Dijital Davranışların Arkasında Ne Var?
Dijital dünyada her an aktif olmak, aslında bizim daha az görünür olduğumuz anlamına gelebilir mi? Sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları, artık sosyal ilişkilerimizin temel taşlarından biri haline geldi. Messenger, Facebook’un sunduğu bu popüler mesajlaşma platformu, özellikle iletişimin hızlandığı bu çağda önemli bir yere sahip. Ancak bazen, aktif olduğumuz halde çevrimdışı görünmek, dijital dünyanın karmaşasında insan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog için ilginç bir soru işareti oluşturuyor.
Çevrim içi (online) olduğumuzda bazen durumumuz, bize bilinçli olarak gizlenmiş olur. Bir psikolog olarak bu tür davranışları çözümlemek, insanın bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojisini anlamayı gerektirir. Neden bazen Messenger’da aktif olduğumuz halde gözükmeyiz? Hangi psikolojik etmenler bu durumu tetikler? Haydi, gelin bu soruları birlikte çözümlemeye çalışalım.
1. Bilişsel Psikoloji Boyutunda: Dijital İletişim ve Zihinsel Yük
Bilişsel psikoloji, insan zihninin nasıl çalıştığını, düşünme ve karar verme süreçlerini anlamaya çalışır. Dijital dünyanın sunduğu anlık iletişim olanakları, zihinsel olarak büyük bir yük yaratabilir. Messenger gibi platformlarda çevrim içi olmak, bazen kişinin zihinsel olarak bir şeylere odaklanmasını zorlaştırır.
Bilişsel yük, genellikle sürekli olarak yanıt vermek zorunda kalmak, bir sohbeti takip etmek veya sosyal medya üzerinden sürekli etkileşimde bulunmak gibi durumlarla artar. Bu da kişinin bilinçli olarak çevrim dışı görünme kararını almasına yol açabilir. Örneğin, bir kişi aktif olmasına rağmen çevrimdışı görünmek isteyebilir, çünkü zihinsel dinlenmeye ihtiyaç duyuyordur veya bir süreliğine sadece gözlem yapmayı tercih ediyordur.
“Aktif olmak zorunda mıyım?” düşüncesi, dijital dünyada sıkça karşılaşılan bir sorudur. İnsanlar, bazen yalnızca başkalarının iletişim taleplerinden kaçmak ve sosyal baskıdan uzaklaşmak için çevrimdışı görünmeyi seçerler. Bilişsel yükten kaçmak, dijital platformlarda kendilerini daha rahat hissedebilmelerinin bir yoludur.
2. Duygusal Psikoloji Boyutunda: Kişisel Sınırlar ve İletişimden Kaçış
Duygusal psikoloji, insanların hisleri ve duygusal durumlarının davranışlarına nasıl etki ettiğini inceler. Dijital dünyada çevrim içi olmak, bazen bir kişinin duygusal dengesini bozabilir. Özellikle duygusal anlamda hassas bir dönemden geçen bir kişi, başkalarına yanıt vermek istemeyebilir. Burada devreye giren şey, kişisel sınırların korunmasıdır.
Birçok insan, dijital ortamda iletişim kurarken, aslında başkalarından gelen duygusal talepleri, beklentileri karşılamak zorunda hissetmektedir. Messenger’daki “aktif” durumu, çevremizdeki kişilerin bizden beklentilerini anlık olarak artırabilir. Bunu engellemek için, çevrim dışı olmak ya da aktif olmasına rağmen gözükmemek bir savunma mekanizması olarak kullanılabilir.
Duygusal bir kaçış olarak, dijital alanda bazen kendimizi izole etmek istememiz doğaldır. Bir kişiyi ya da bir olayı, bir süreliğine görmeme arzusuyla aktif olduğumuz halde gözükmemek, duyusal ve duygusal bir rahatlama sağlar.
3. Sosyal Psikoloji Boyutunda: Görünürlük ve Sosyal Beklentiler
Sosyal psikoloji, bireylerin toplumsal bağlamda nasıl davrandığını ve başkalarıyla olan etkileşimlerinin nasıl şekillendiğini araştırır. Messenger’da çevrim içi olmanın sosyal baskıları, zaman zaman fazla yoğun olabilir. İnsanlar, başkalarının bizden beklentilerine göre hareket etme eğilimindedirler. Ancak her zaman bu beklentilere yanıt vermek, kişisel alanın ihlali gibi hissedilebilir.
Aktif olduğu halde gözükmeme durumu, bazen sosyal baskılardan kaçmanın bir yolu olarak ortaya çıkar. İnsanlar, çevrim içi olduklarında bir şekilde “görülme” ve “başkalarıyla etkileşimde olma” zorunluluğu hissederler. Ancak bu baskılardan kaçmak ve yalnızca gerekli olduğunda iletişimde olmak, sosyal psikolojinin sunduğu önemli bir stratejidir.
Sosyal psikolojideki “sosyal kimlik teorisi”ne göre, bir kişi dijital ortamda kimliğini nasıl sunmak istediğine karar verir. Messenger’da aktif olmak ancak gözükmemek, bu kimliğin dış dünyaya nasıl yansıdığıyla ilgili bir seçenektir. Kişi, dijital dünyadaki kimliğini sadece bazı kişilerle paylaşmayı tercih edebilir, ya da belirli bir anda çevrim içi olmanın getirdiği sosyal sorumlulukları kabul etmeyebilir.
Sonuç: Dijital İletişimde Kendi Sınırlarınıza Saygı Gösterin
Messenger’da aktif olduğunuz halde gözükmemeniz, yalnızca dijital bir davranış değildir; aynı zamanda sizin zihinsel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarınızla ilgili bir durumdur. Her bireyin dijital dünyada kendini nasıl ifade edeceği ve başkalarıyla nasıl etkileşimde bulunacağı, kişisel sınırlarla ve içsel dengeyle ilişkilidir.
Bilişsel yükten kaçmak, duygusal rahatlama sağlamak ve sosyal baskılardan uzak durmak, dijital dünyada aktif olmayı ancak görünmemeyi seçmenin temel sebeplerindendir. Dijital çağda, görünür olmak bazen görünmemek kadar önemli olabilir. Kendinizi dijital dünyada daha rahat hissetmek için, bazen çevrim dışı olmak ya da aktif olmasına rağmen gözükmemek en doğru seçenek olabilir.
Bu yazıyı okuduktan sonra, Messenger’daki çevrim içi durumunuza daha farklı bir gözle bakmaya başladınız mı? Sizin dijital dünyada en çok ne zaman çevrim dışı olmayı tercih ettiğinizin farkında mısınız? Kendi içsel deneyimlerinizi sorgulamayı unutmayın.
#dijitalpsikoloji #sosyaldavranışlar #çevrimdışıolmak