Neden Kendimi İyi İfade Edemiyorum?
Bugün, iş yerinde öğle tatilinde bir arkadaşım bana “Ne haber, nasıl gidiyor?” diye sordu. Cevap vermek için ağzımı açtım ama bir türlü doğru kelimeleri bulamadım. İçimden gelen, “Her şey normal, aslında yoğun ama pek bir şey yapmadık gibi” diyebilirdim ama ağzımdan “İyi… fena değil” şeklinde kısa bir cevap çıktı. Sonra düşündüm, neden kendimi bir türlü tam anlamıyla ifade edemiyorum? Neden her zaman duygularımın doğru ifadesini bulamıyorum? Bunu bir kez daha kendime sormam gerektiğini fark ettim.
Geçmişten Gelen Engeller: Çocukluktan İtibaren
Bu soruyu daha derinlemesine düşündüğümde, aslında cevabın geçmişime dayandığını fark ettim. Çocukken, sürekli olarak kendi düşüncelerimi rahatça ifade etmenin pek de kolay olmadığını hatırlıyorum. Ailem, çok fazla söz hakkı vermek yerine, “sen sadece bizi dinle, büyüdüğünde anlarsın” yaklaşımını benimsemişti. O yıllarda kendi duygularımı, düşüncelerimi yüksek sesle dile getirmek bazen bir suç gibi hissettirilirdi. Durum böyle olunca, duygusal zekâmı geliştirmek de zaman almıştı. “Neden hep sustum? Belki de kendimi ifade etmekten korkuyordum” diye düşündüm.
Bu çocukluk yıllarındaki baskılar, zamanla sosyal yaşamıma da yansıdı. Lise yıllarını hatırlıyorum, bazen bir konu hakkında sınıfta söz alırken kelimeler tıkanıyordu. Düşüncelerim var ama onları ifade etmekte zorlanıyordum. O zamanlar, “Her şeyin zamanı var, bir gün anlatırım” diye geçiştiriyordum. Ama hala o “bir gün” gelmedi. Kendimi o kadar çok baskı altında hissettim ki, sadece susmayı tercih ettim. Şimdi düşünüyorum, belki de bu yüzden içimdeki düşünceler hep bastırıldı.
Bugün: İletişim Engelleri ve İçsel Çelişkiler
Bugün, 27 yaşında bir yetişkinim, gündüzleri ofiste çalışıyorum, akşamları blog yazıyorum. Hala, bazen “Neden kendimi iyi ifade edemiyorum?” diye sormadan duramıyorum. Bu soru her geçen gün daha fazla kafamı kurcalıyor. Çalıştığım ofiste, bazen fikirlerimi paylaşmam gerektiğinde, en iyi ve en net şekilde nasıl ifade edebilirim diye düşünmek, beni iki kere düşündürüyor. Çünkü çoğu zaman başkaları beni anlamakta zorlanıyor, hatta bazen benden önce konuşan insanlar oluyor. O kadar içimden geçen her şeyi anlatamıyorum ki!
Bir örnek vermek gerekirse, geçen hafta bir toplantıda projeyle ilgili fikirlerimi anlatmaya çalışıyordum. Başlangıçta her şey yolundaydı, ama birkaç cümle sonra anlatmak istediğim şey netleşmeye başladı, sesim biraz titredi, anlatırken kelimelerim takılmaya başladı. İçimdeki “Çabuk toparlan, söyleyeceğini söyle!” sesini duydum ama yine de toparlayamadım. Sonuçta cümleyi tamamladım, ama hissediyordum, o düşünceyi tam olarak anlatamadım. İçimdeki mühendis şöyle diyor: “Kendini düzenle, biraz daha sistemli olman lazım.” Ama içimdeki insan tarafı ise, “Belki de sadece rahatlaman lazım, kendini baskı altına alma” diyor. O anı düşünüyorum ve tekrar aynı şeyi yapmamam gerektiğine karar veriyorum.
Duyguların ve Anlamın Duygusal Bağlantısı
Peki, kendimi ifade edemediğimde, duygularımın gerisinde ne var? İşin aslında bu mesele, yalnızca bir iletişim sorunu değil. Kendini ifade etmek, duygusal bir güven gerektiriyor. Kendi içsel dünyamı dışarıya aktarırken, bazen bir tepkiden ya da yanlış anlaşılmadan korkuyorum. Çünkü birini tam olarak anlayabilmek için önce kendini anlaman gerekiyor. Ama bazı anlar, o kadar hızlı gelişiyor ki, o anın içindeki duyguyu dışarıya tam olarak çıkaramıyorsun. O zaman içimdeki insan “Sakin ol, her şey netleşir” derken, mühendis tarafım ise “Bir plana göre gitmelisin” diye bastırıyor.
Kendini ifade edebilme becerisini geliştirmek, aslında kendini anlamaktan geçiyor. Ama bazen, çok fazla içsel diyalogdan dolayı dışarıya çıkmak zorlaşıyor. Yani, “neden kendimi iyi ifade edemiyorum?” sorusunun altında yatan temel sorun, duygusal olarak en doğru şekilde iletişim kurmak için yeterince özgür hissetmemem. Bu özgürlük de, bazen toplumsal kalıplar ve çocuklukta öğretilen “sessiz kal” anlayışlarından ötürü zorlaşıyor.
Gelecekte Ne Olacak? İletişim Üzerine Fikirler
İlerleyen yıllarda, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, daha çok dijital ortamda iletişim kuruyoruz. Bu, her ne kadar yazılı olarak daha rahat ifade edilse de, kelimeler ve duygular arasındaki derin bağlantıyı kurmak bazen zorlaşıyor. Yüz yüze görüşmek, ses tonu ve vücut dilini görmek, bunlar her zaman daha etkili iletişim için önemli araçlardır. Gelecekte belki de daha fazla sanal ortamda varlık göstereceğiz ama sanal ortamda dahi, kendini ifade edebilme becerisi önemli olacak. Çünkü insanlar arasındaki empatiyi, duygu ve düşünceyi doğru aktarabilmek, her zaman değerli bir yetenek olacak.
Benim için önemli olan, iletişimi doğru kurmak değil sadece. Kendi içimdeki o “kelimelerle aramda” olan duvarı aşmak ve her durumda kendimi net bir şekilde ifade edebilmek. Belki de bu süreç, sadece kendimi daha iyi anlamamla başlıyor. Şu an bu yazıyı yazarken bile içimde bir rahatlama hissediyorum. Belki de zamanla, düşündüklerimi daha özgürce dile getirebileceğim.